29 Ağustos 2008 Cuma

Bookcrossing...

the stories that wait for the owner

Merhaba,


Do you like to reading? Would you lıke to see more people readıng good books? Do you think that the books are too expensive? Do you want to share a book with other people which you really liked?

So you can do what I did today; Leave one of your good books in a crowded public area including a note:

Hi,

This book was not accidentally forgotten here. It was released here for your reading. Please do the same after you finished the book. And if you can write your toughts to my blog page about the book, where and when did you find it, and where did you left after you read, we can follow its journeys (around of Istanbul or Turkey or world !!!).

Thank you & enjoy your reading

Zeytin


... This is what I did today :) Actually this is not a new thing, there is already a movement named bookcrossing all over the world. It's known as "traveling book" in Turkey. When I connected to the website of traveling book I saw that the owner of the website and books is the municipality of Istanbul, they released the books like "Harmful Habits", "Communication Within the Family", "Cultured Living in Istanbul", etc. I went to their website to register the release of my book, but they only allow registration of their own book list... well ... maybe they did not find my taste eligible as much as theirs, so I turned to the bookcrossing website this time and checked if they have any books from Turkey... There were only 11 books. Ok... I'll add my book here but now they want me to write the BCID code of my book ! I will do it if I know but...


Finally I saw that both of the websites will not to help me about my goal. So, I wrote the note above to the first page of the Herman Hesse's book named " The childhood of a Wizard" which I read last 2 days and enjoyed very much. It contains stories, easy to read, delightful and tickling your mind and senses.


The best place to release the book was the ferry of course. I get on the 17.30 ferry from Kabataş sit on the last seat at the back. I was early so it wasn't difficult to put the book on the heater near the next seat. Then I checked around like a burglar if someone aware of it but no, the family at the second seat was talking between themselves and the old guy across of my seat was doing his crossword. I decided to take more risk and took a photo of the book on the heater and named "the stories that wait for the owner" :)


I was wondering who will see the book first, will sit next to it and take it, will read and enjoy it (maybe not who knows). and I wonder if that person will send me a note about the journey of the book later... ssshhhh... there are lots of unknowns and I am so excited. My heart is beating strongly with every passenger come inside but there is still nobody to sit there. However the ferries are always crowded at fridays but not this time. I think Istanbulers called it a season already for the islands.


Within the last 5 minutes a young guy with glasses, seems 30-35, carrying a toast in his hand sit on the next seat ! and a young woman, an old guy who reads an armenian newspaper and a red faced oldish guy (I tought that he has high pressure problem) sit next to him too... Nobody paid attention to the book. Young guy kept eating his toast, young woman opened her book, armenian guy read the newspaper and red faced oldish guy decided that the seat is too sunny for him and changed the place.


Now there were three people around the book and none of them saw it, or if they saw they weren't interested, if they were interested they were either so lazy or ashamed to take and look at the book. And the book, my lovely book laid there alone and sad. Young guy finished his toast, looked around (oh he will see now!) and went out. Young woman took his place, now closer to the book but looked at me without seeing and opened her own book again.


I was losing my hopes with every minute and started to worry about the future of the book (books/me/world/universe). Maybe it would be better if I put it on the seat instead of the heater so they could see it.


Hmm... I felt that if I put it on the seat they will sit on it... If I put it on the floor they will step on it... If I put it on the seat at the outer seating of the ferry they will throw it to the sea... If I put it on the table they will throw it to the garbage as a waste from the previous passangers...


Do you think I am extremely pessimistic? Make me wrong... Please someone do make me wrong !!!


Zeytin

p.s. The photo at the very bottom is an example of "ferry literature".

........

Advertisement of my blog and the book :)



Merhaba,


Kitap okumayı seviyor musunuz? Kitap okuyan kimse kalmadığından mı şikayet ediyorsunuz? Kitaplar çok mu pahalı? Okuyup beğendiğiniz bir kitabı başkaları ile paylaşmak ister misiniz?


Öyleyse siz de benim yaptığımı yapın ve kitaplığınızdan beğendiğiniz bir kitabı kalabalık bir yerde UNUTUN! İçinde bir notla;




Merhaba,


Bu kitap burada unutulmamış sizin okumanız için bilerek bırakılmıştır. Eğer siz de okuduktan sonra nerede bıraktığınızı bookcrossing başlıklı blog yazıma yorum olarak gönderirseniz kitabın nereleri dolaştığını izleyebiliriz.


Teşekkürler ve keyifli okumalar


Zeytin


...


Bugün bunu yaptım işte :) Aslında yaptığım yeni bir şey değil. Yurtdışında bookcrossing, Türkiyede ise dolaşımdaki kitaplar olarak bilinen bir uygulama. seyyarkitap isimli siteye girdiğimde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kültür A.Ş.'nin (!) Zararlı Alışkanlıklar, Aile İçi İletişim, İstanbul'da Görgülü Yaşamak v.b tarzı kitapları dolaşıma soktuğunu gördüm. Kendi istediğim kitabı dolaşıma sokmak istediğimde ise boş bir beyaz sayfa ile karşılaştım. Kitap zevkimin çok da İBB'nin zevki ile uyuşmadığına karar vererek bu sefer yabancı da olsa bookcrossing sitesini deneyip Türkiye'de hiç dolaşımda kitap var mı diye baktığımda sadece 11 kitap olduğunu gördüm. Bari buraya ekleyeyim istediğim kitabı dedim ama bu sefer de karşıma BCID kodu çıktı !! Bir bilen var mı nedir bu? ISBN gibi bir şey mi yoksa ta kendisi mi?


Sonuç olarak bu sitelerden bana hayır yok ben en iyisi kendi işimi kendim göreyim dedim ve son iki gündür okuyup bugün bitirdiğim Herman Hesse'in Bir Büyücünün Çocukluğu kitabının iç sayfasına yukarıdakine benzer bir not yazarak, yolculuğunu buradan takip etmeye karar verdim.


Kitap, yazarın Almanca iki kitabındaki hikayelerin derlemesinden oluşuyor. Okuması kolay, zevkli ve insanın zekasını, duygularını gıdıklayan bir kitap.

Kitabı bırakmak için en uygun yer tabi ki her gün yolculuk yaptığım vapur oldu. Kabataş iskelesinden 17.30 Adalar vapuruna bindim ve vapurun kapalı kısmında en arka sıraya oturdum. Biraz erken geldiğimden bölmede henüz bir kaç kişi vardı ve ben hızla kitabı öndeki koltukların yanındaki kaloriferin üzerine bıraktım ve sonra suç işlemiş gibi etrafı kolaçan ettim. İki sıra öndeki aile kendi arasında konuşmaya devam ediyor, yaşlı amca bulmacasına dalmış görünüyordu. Biraz daha riske girmeye karar vererek kitabın bir de fotoğrafını çektim içimden isimlendirerek "sahibini bekleyen hikayeler" :)

Sonra beklemeye başladım, acaba kitabı ilk kim görecek, öndeki sıraya kim oturacak, kim bu güzel kitabı alıp okuyacak, acaba buraya mesaj gönderecek mi? Offf ne çok bilinmeyen var ve nasıl bir heyecanla bekliyorum. İçeriye her giren yolcu ile kalbim çarpıyor ama hala öndeki koltuğa oturan yok, halbuki cuma günleri vapur kalabalık olurdu. Anlaşılan ada sezonu kapanmaya başladı İstanbullular için.

Vapurun kalkmasına 5 dakika kala elinde ekmek arası döneri ile 30-35 yaşlarında, gözlüklü bir genç adam girdi ve önümdeki koltuğa oturuverdi. Sonra karşı çaprazına ermenice gazete okuyan yaşlı bir bey, sağına genç bir bayan ve karşısına da yüzündeki kırmızılıktan tansiyon problemi olduğunu düşündürten yaşlıca bir bey oturdu. Genç adam hiç kitaba bakmadan ekmeğini yemeyi sürdürdü, genç kadın çantasından kitabını çıkarıp okumaya başladı ve kırmızı yüzlü adam gelen güneşten rahatsız olup oflaya puflaya karşı sıradaki gölgeli bir koltuğa geçti.

Kitap hala görülmemişti, yolculardan hiç biri kitabı farketmedi, farkettiyse de ilgilenmedi, ilgilendiyse de alıp bakmaya ya üşendi ya utandı ve kitap, benim sevgili kitabım orada yapayalnız, boynu bükük kalakaldı. Ekmeğini yemeyi bitiren genç adam bir süre etrafına bakındı, sonra kalktı ve bölmeden çıktı. Onun yerinin karşısına genç kadın geçti bu sefer ve tekrar kitabını okumaya başladı. Umutlarım sönmeye başlamıştı ve kitabın (kitapların, kendimin, dünyanın, evrenin) akıbetinden endişe etmeye başladım. Acaba kaloriferin üzerine değil de koltuğun üzerine mi koysaydım? Bana o an öyle geldi ki, eğer koltuğa koysam üzerine oturacaklar, yere koysam basacaklar, dışarıda bıraksam denize atacaklar, masada bıraksam önceki yolculardan kalma artık diyerek çöpe atacaklar...

Çok mu karamsarım? Öyleyse biri beni yanıltsın... Lütfen biri beni yanıltsın...
Literature on the back of the seat...

3 yorum:

Jones dedi ki...

a beautiful mind...

mireia dedi ki...

this movement is huge here in Spain, first when I heard about it my stomach got an infinite whole, I thought it was a beautiful thing to do but no way I would do it. I reflected about it and yes, there is an attachment feeling about it.

I grew up around books, all type of books, all age books, dad used to arrive home everyday with 2 or 3 new books, books everywhere from all over, all languages, specially french and spanish, books all over everywhere at home. Dad had two jobs, one of them was a book producer, the guy who "manufactures" books, worked for a publishing house. Sometimes he had to work on Saturdays and took me to the printing place, huge place. Mum met Dad met at the publishing house they worked, years later they both wrote couple of books together, sometimes I made the illustrations.
When communication broke between dad and I for a while during my adolescence, he used to left books for me in my table, new books, no words, just books, even now these days when I visit their house I spend hours in his studio leafing the books there, in shelves, in columns everywhere, some times I find a dry flower, a picture, a note in french, the name of one city and one year, even now these days.
When I heard about this book giving away movement, I thought it was a wise thing to do, though I am not able to do it, even though at reading your story I felt a vertigo, I would not be able to do it not even stay there an watch like you!!
Though, I recognize it is a beautiful thing to do, a wise thing to do and how not prepare I am for it.
Attachment is not healthy for anybody though in this particular case it is quite homoeostatic in my life, probably one day I would do it, now, I just write notes in the books I take from the library for someonelse to read or buy them for my friends, or recommend them too.

I can´t wait to read about the whereabouts of your book.

Meanwhile I give a title for you I love and have read many times now,
Women Who Run with the Wolves by Clarissa Pinkola Estes
you will find it absolutely beautiful and wise, I am sure you will find it in Turkish.

love to you

CrossRoads dedi ki...

Book crossing..
Bu trend oldukca eski tarihli, gercekten. Korkarim siz uygulamakta (veya duymakta) gec kalmissiniz:)
2008 yili oncesinde birkac kez cok cesitli yerlerde birakip, gizli gizli takip ettigimde daha ilk dakkasinda kitaplarimin alindigini gorup cok sevinmistim. Gene birikenler var kitapligimda, yapsam ayni seyi fena olmayacak:)